Botoks nedir, ne işe yarar?

japsec tarafından 25 Kasım 2011 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Botox, clostridium botilinum adlı bakteriden salgılanan bir maddedir. Tıpta uzun yıllar önce felçli hastaların aşırı kasılmadan dolayı sertleşen kaslarını gevşetme amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra oftalmolojik hastalıklar arasında yer alan şaşılık tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Botoks, etkisini sinir hücreleri ile hedef organ arasındaki iletişimi keserek göstermektedir. Hedef organ kas ise, beyinden gelen komutlar botoksun uygulandığı kasa iletilemez ve kas, botoksun etki süresi boyunca çalışamaz. Bu etkisinden dolayı estetik cerrahi alanında yüz kaslarının hareketlerine bağlı ortaya çıkan derideki kırışıklıkların giderilmesinde kullanılmaktadır. En fazla uygulama alanı alın bölgesindeki çizgilenmeler ve göz kenarlarındaki kazayağı olarak adlandırılan kırışıklıklardır. Her iki kaş arasına uygulandığında kaşlar çatıldığı zamanki kızgın yüz ifadesine neden olan dikey çizgilenmeleri düzeltmektedir. Botoks, vücudun fazla terleyen bölgelerinde deri altına enjekte edildiğinde ise ter bezlerinin çalışmasını yavaşlatır. Bu etkisinden dolayı da aşırı terleme tedavisinde sıklıkla uygulanır. Koltukaltı terlemesi için botoks uygulaması en yaygın olanıdır. Bunun yanında avuç iç ve ayak tabanı terlemelerinde de başarı ile uygulanmaktadır.

Doğal Güzellik Sitesi

tdomf_2fd7f tarafından 25 Haziran 2011 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Doğal güzellik sitesi – bakım, cilt bakımı, diyet, kozmetik, maske, moda, parfüm, sağlık, yeme-içme gibi konularda çeşitli özgün yazıların yayınlandığı bir sitedir. Sitede doğal güzellik sırları, pratik formüller ve bakım önerileri yer almaktadır. Daha güzel görünmek ve günlük bakımlarınızı yapmak için kozmetik ürünlere ihtiyacınız yok. Evinizde bulunan malzemelerle güzelliğinize güzellik katabilirsiniz. Kadınlara özel; denenmiş ve başarılı sonuç alınmış doğal güzellik sırları.

Sivilcelerden Kurtulmak İçin Yapılması Gerekenler, Cilt lekelerine doğal çözümler ve cildi beyazlatma, Çatlaklardan Kurtulmanın Yolları, Selülit Formülleri, Çiller – “Güneş Öpücükleri”, Yağ yakıcı bitkiler, Cansız Saçlar İçin Maskeler ve daha bir çok yazı ile doğal formülleri kullanarak sorunlardan kurtulup güzelleşebilirsiniz.

Pürüzsüz cilt, parlak saçlar, sağlam tırnaklar, yalnızca bir düş müdür? Hayır! Doğanın bize sunduğu biçimiyle kullanılan bitkiler, bitkisel yağlar ve öteki ürünlerle mutfakta hazırlanabilen hafif etkili bileşimlerle bedene sağlıklı ve göze hoş gelen bir görünüm kazandırılabilir.

Bu güzellik sırları ve daha fazlası için dogal-guzellik.com sitesini ziyaret edin.

Saç Ekiminin Seyri

tdomf_2fd7f tarafından 26 Ekim 2010 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok
Saç ektirmek için bir kaç önemli süreçten geçmek gerekmektedir bunlar sırayla şöyledir ;
Muayene : Hastanın doktorlar tarafından muayene edilmesi ve saç analizi işlemi operasyonun ilk aşamasıdır. Muayene ile hastanın saç ekimine uygun olup olmadığının kararı verilir.
  • Planlama
  • Check-Up
  • Lokal Anestezi
  • Greftlerin Alınması
  • Greftlerin Fotoğraflanması
  • Kanalların Açılması
  • Greftlerin Ekilmesi
  • Saçların İlk Kez Yıkanması
  • Bu önemli sonuçlardan geçtikten sonra saçların çıkmaya başlama süreci başlar.

    Saçların Çıkmaya Başlaması : Nadiren bir yılı bulan çoğunlukla 8 ay içinde tamamlanan süreçtir. Ekilen köklerin ucunda bulunan saç telleri ilk iki-üç hafta içinde kırılır ve dökülür. Ekilen kökler deri altında yaklaşık bir hafta içinde tutunur ve ortalama 3 ay içinde belirmeye başlarlar. 8-10 ay içinde ekilen saçların %97 si çıkar. Uzayan bu kendi saçlarınızı dilediğiniz gibi uzatabilir, boyatabilir, kazıtabilir ve istediğiniz yöne tarayabilirsiniz.

    Sağlıklı Beslenme Rehberi

    tdomf_2fd7f tarafından 26 Ekim 2010 tarihinde yazılmıştır.
    Yorum Yok

    Sağlıklı beslenmek özellikle fast food ile gelen obezite çılgınlığının önüne geçilmesini ve sağlıklı zayıflama, şifalı bitkileri ve formda kalmak üzerine birçok yazının bulunduğu bir destek platformudur. Bu sağlıklı beslenme konularını diğer internet ortamındaki konularından ayıran fark ise daha önceden görmediğiniz ve diğer doktorların ağzından çıktığı gibi okuduğunuz yazılar olmasıdır. Sağlıklı beslenme platformumuz da ayrıca sağlıklı yemek tariflerinden, mutfakta kullanılabilecek en pratik ve kolay ipuçları paylaşan, sağlıklı zayıflama ile kilolardan kurtulmaya yönlendiren bir içeriğe ve kategorilere sahiptir. Bu günlerde artan bitkisel haplar ile zayıflamanın aksine biz sağlıklı ve uzun vadede zayıflayarak sağlığımızdan ve sağlığınızdan ödün vermemekten yanayız. Sizler de bu sağlıklı beslenme platformunda elbet kendinize göre birşeyler bulacağınızdan eminim.

    Burger King Listeria Virüsü

    cno tarafından 21 Eylül 2010 tarihinde yazılmıştır.
    Yorum Yok

    Uzun bir aradan sonra tv başına geçip biraz zapping yapıyım dedim. Kanalları tek tek geçerken bir haber kanalında burger king hakkında bir haber yayınlanıyordu. Konusu ise listeria virüsü yaydığı yönündeydi. Bende devamlı fast food tarzı geçinen birisi olduğum için merakla haberi izlemeye başladım. Neyin nesi bu virüs felan gibisinden dikkatle izliyordum. Bahsettiğim bu dev amerikan firması ki bir zamanlar burger king de de çalıştığım için hijyenini vs biliyorum. ilk başlarda olmaz canım koskoca burger king iftira atıyorlardır vs dedim ama sonra haberin devamında acı gerçeği anladım. Bu şirket piyasaya 164 bin adet virüslü ürün sokmuş ve şuan binlerce kişi bu hastalığın pençesine düşmüş olabilir.  Bu hastalık konusunda kısa bir tanımlama yaparsak şu şekildedir:

    Listeria enfeksiyonu nedir?

    Listeria enfeksiyonu, Listeria Monocytogenes adı verilen bakterinin vücuda girmesiyle ortaya çıkan bir enfeksiyondur. Bakteri toprakta, suda ve kanalizasyon sistemlerinde yaşar ve buradan da evcil ve vahşi hayvanlara, kuşlara, sineklere ve kabuklu deniz hayvanlarına geçer. Bakteriyi taşıyan hayvanın gübresi ile bulaşmış sebze ve meyvelerde, pastörize edilmemiş sütte, kırmızı ette, tavuk etinde, deniz ürünlerinde ve yeterince işlenmemiş sütlerden yapılan peynirlerde bulunan bakteriler insanlarda listeria enfeksiyonuna neden olabilmektedir. Erişkinlerin %1-5′inin dışkısında bakterinin bulunduğu tahmin edilmektedir.

    Genel özellikleri
    L. monocytogenes kuyruklu yapısından dolayı hareketli olarak nitelendirilen Gram pozitif bir bakteri tipidir. İnsanların %1-10′u L. monocytogenes taşıyıcısı olabilir. Bu bakteri türüne bazı balık ve kabuklu deniz ürünleri ve 17 kuş türünde rastlanıldığı gibi hem vahşi hem de evcil olmak üzere en az 37 memeli hayvan türünde de rastlanılmıştır. L. monocytogenes, toprak ve diğer çevresel kaynaklarda bulunabilir. L. monocytogenes spor oluşturmayan bakteriler için, dondurma, kurutma ve ısıtma işlemlerinin yok edici etkilerine karşı oldukça dayanıklı ve dirençlidir. Birçok L. monocytogenes, bazı durumlara göre patojenik özellik gösterir.
    Hastalık Belirtileri
    Listeryoz, L. monocytogenes’ in sebep olduğu genel hastalık grubuna verilen isimdir.
    Listeryozun, klinik olarak tanısı, organizmanın kandan cerebrospinal sıvıdan ya da olmazsa normal steril bir bölgeden alınması ile olur. Listeryozun belirtileri, septısemi, menenjit, ensefalit ve intrauterin veya gebelerde çocuk düşmesi (2. veya 3. üçay) ya da ölü doğumlu sonuçlanan servikal enfeksiyonları içerir. Bu tür hastalıkların başlangıcında sürekli ateş içeren grip benzeri semptomlar gözlenir. Mide bulantısı, kusma, ishal gibi mide bağırsak belirtileri, listeryozun daha ciddi durumlarının başında gelir. Ağır listeryoz durumlarına dair başlangıç zamanı bilinmemektedir fakat bu, birkaç gün ile 3 hafta arasında değişebilir. Mide bağırsak semptomlarına dair başlangıç zamanı da yine bilinmemektedir fakat 12 saatten fazla olduğu düşünülür.
    L. monocytogenes ‘in bulaşıcı dozu bilinmemektedir, fakat bu dozun hastanın hassasiyetine ve suşa göre değiştiğine inanılır. Çiğ ve pastorize olduğu sanılan sütlerde toplam organizma sayısı 1000′den az bile olsa hassas insanlarda hastalığa neden olabilir. L. monocytogenes , mide bağırsak epitel yapısına hücum edebilir. Bakteriler, konakladığı yerin monosayt, makrofaz ve polimorfonuklear lökosayt yapısına girdiği an septisemi adını alır ve gitgide üreyebilir. Septiseminin phagocytic hücrelerin iç çeperlerinde bulunması, beyine girişine ve gebelerde fetüse doğru bir geçişe izin verir. L. monocytogenes ‘in hastalık yapıcı özelliği, hayatta kalma ve phagocyctic konak hücrelerine merkezlidir.
    Teşhis
    Listeryoz, ancak kandan, cerebrospinal sıvıdan veya dışkıdan kültür alınması ile olumlu bir şekilde test edilebilir.
    İlgili Gıdalar
    L. monocytogenes; çiğ süt, pastorize olduğu sanılan süt, peynir, dondurma, pişmemiş sebzeler, fermente çiğ et sosisleri, çiğ ve pişmiş kümes hayvanı etlerinin bütün tipleri ve tütsülenmiş balık gibi gıdalarda bulunabilir. 3 °C gibi düşük sıcaklıklarda üreme yeteneği bakterinin dondurulmuş gıdalarda çoğalmasına imkan verir.
    Önlenmesi
    Tam olarak bir önlem mümkün olmasa da bu bakteriler 75 °C’de öldürüldüğü için, uygun depolanmış, ısıtılmış ve pişirilmiş gıdalar güvendedir. Çapraz kontaminasyon en büyük risktir (pişmiş olanların gıdaların pişmemiş olanlarla temas haline geçmesidir).
    Risk Grupları
    Listeryozun başlıca hedef grupları;
    Gebeler/fetüs- perinatal ve neonatal enfeksiyonlar
    Bağışıklık sistemi zayıflamış insanlar- Kortisosteroit, antikanser ilaçlar, graft suspensiyon terapisi, AIDS
    Kanser hastaları- özellikle lösemi olanları
    Az da olsa diabetik, siroz, astım ve ulseratif kolit (bağırsak hastalığı) hastaları
    Yaşlılar
    Normal insanlar- bazı kaynaklar, antasit veya cimetidine kullanımına rağmen sağlıklı ve normal insanların da risk altında olduklarını ifade eder.

    Not : Lafımı bu firmanın hamburgerlerinden uzak durmamız gerektiğini hatırlatarak sonlandırmak isterim. Bundan böyle sizde benim gibi döner ekmeğe veya miss gibi türk kültürü olan lahmacun’a geçiş yapabilirsiniz. Afiyet olsun

    6 Saatten Az Uyuyanlar Ölüme Daha Yakın

    cno tarafından 7 Mayıs 2010 tarihinde yazılmıştır.
    2 Yorum

    Az önce bir webmaster forumunda gezinirken ilginç bir haber ile karşılaştım. Haberde ingiliz ve italyan bilim adamlarının yapmış olduğu bir araştırma yer alıyordu ve araştırmanın konusu ise günde düzenli olarak 8 saat uyuyan kişilerin düzenli olarak günde 6 saat uyuyan kişilerden daha çok yaşadığı yönündeymiş miş miş yani 2 saat ömrünüzden ömürler götürüyormuş haberiniz olsun :P   Araştırmada 25 yıllık süreçte 6 saatlik uyku ile yaşayan insanların 8 saatlik uyku ile yaşayan insanlara oranla % 12 oranında erken ölüm tehlikesinde olduğu belirtilmiş :) Ayrıca araştırma çerçevesinde değerlendirilen 1,5 milyon kişinin sağlığında sorunlar oluştuğu ve günde 5-6 saat uykunun kişiye yetersiz geldiği tespit edilmiştir. Günde 5-6 saat uyku ile gününü gün eden ve sabahlara kadar çalışan arkadaşım Serhan‘ın bu haberi okuyup kendisine dikkat edeceğini umar, düzenli bir uyku uyuduğum için ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha anlamış bulunmaktayım :P

    Düzenli uyku iyidir uykunuzdan ve ömrünüzden zaman çalmayın :P   der yazımı burada sonlandırırım.

    Telif Hakları Saklıdır 2010 ©