Botox, clostridium botilinum adlı bakteriden salgılanan bir maddedir. Tıpta uzun yıllar önce felçli hastaların aşırı kasılmadan dolayı sertleşen kaslarını gevşetme amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra oftalmolojik hastalıklar arasında yer alan şaşılık tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Botoks, etkisini sinir hücreleri ile hedef organ arasındaki iletişimi keserek göstermektedir. Hedef organ kas ise, beyinden gelen komutlar botoksun uygulandığı kasa iletilemez ve kas, botoksun etki süresi boyunca çalışamaz. Bu etkisinden dolayı estetik cerrahi alanında yüz kaslarının hareketlerine bağlı ortaya çıkan derideki kırışıklıkların giderilmesinde kullanılmaktadır. En fazla uygulama alanı alın bölgesindeki çizgilenmeler ve göz kenarlarındaki kazayağı olarak adlandırılan kırışıklıklardır. Her iki kaş arasına uygulandığında kaşlar çatıldığı zamanki kızgın yüz ifadesine neden olan dikey çizgilenmeleri düzeltmektedir. Botoks, vücudun fazla terleyen bölgelerinde deri altına enjekte edildiğinde ise ter bezlerinin çalışmasını yavaşlatır. Bu etkisinden dolayı da aşırı terleme tedavisinde sıklıkla uygulanır. Koltukaltı terlemesi için botoks uygulaması en yaygın olanıdır. Bunun yanında avuç iç ve ayak tabanı terlemelerinde de başarı ile uygulanmaktadır.
ßana seni yazdıran yarım kalmışlığındır…
Bu gece yokluğunun dökümünü yapıyorum.
Aylar önce sensizliğe yazdığım şiiri okudum, bir de dün gece yazdığımı…
Hiç fark yok… Neden azalmıyorsun bende?
Neden gidişin dün gibi? Neden sana yazdığım her yazı, hep aynı yerde tıkanıyor? Ben bugüne kadar kimseyi yokluğunda bu kadar önemsemedim… Kimseyi yokluğunda bu kadar özlemedim… ve şuna emin ol; hiç kimse, yok’ken bu kadar sevilmedi… Benim karşıma “aşk” diye bu sonucu çıkaran, yarım kalmış’lıktan başka bir şey değil, bunun farkındayım…
Ama iyi ama kötü, bitmeli her hikaye! Sen bitmedin….. Bitmeyensin… Ayrılığın adını koyamadık sevgilim. İşte bu yüzden kopamadık birbirimizden bir türlü……
Ben yarım kalan ve adı konmayan hiç birşeyi unutmam… unutamam….. içimde sızısı kalır. Ya herşey yaşanacağı yere kadar yaşanıp sona ermeli ya da ayrılık sözkonusu olduğunda bir daha kimsenin çıtı çıkmamalı! Biz bunu başaramadık, ayrılamadık! Sen yaşanıp da bitseydin eğer hatrıma gelmezdin. Seni bu kadar yazılası yapan, yarım kalmışlığındır…O gecenin sabahında, ayrılığın aklına nerden geldiğini biliyorum… Anlamıştın benim soyut’ a tutkun olduğumu… O yüzden gittin kim bilir… Sevilmek için, güzel hatırlanmak için, kayıplara karışmayı tercih ettin… haklıydın belki de… Olağan hiç birşeyi sevemedim ben hayatım boyunca….. Herkesin, her an yaşadığı hiç birşeyi benimsemedim… Ben yaşadığım hiçbir aşkı hayatın akışına bırakmadım. Bunu yapanlar her zaman kaybeder… Zaman denilen kavram düşmanıdır aşkın… eğer ortada aşk denen bir şey varsa, ne yapıp edip zamanı durdurmalı. Biz bunu başaramadık…. oysa bu o kadar zor bir şey değildi sevgili… Farklı bir dokunuş, ağızdan çıkan ve bugüne kadar kullanılmamış bir söz yeterdi zamanı durdurmaya….. Ben, aşktan söz açıldığında zamanı durduramayan kimseyi sevemedim… Ondandır belki de varlığında sevemediğim insanları, yokluğunda düşlemek…. Belki de onandır, yanındaylen yüreğinin gurbetine düştüğüm bir sevgiliyi, sılasında özlemek…Yokluğun hiç de adil değil… beni yok ediyor, seni var ediyor sevdiğim…..
Evet seviyorum seni varlığına rağmen!
Üç mevsim değişti bu şehirde ama ben varlığınla-yokluğunun tezatını çözemedim…
seni yaşamak istemiyorum! …. öyle bir sen yarattım ki sen yokken, yaşanıldığı an yitirir anlamını… sen yokken yarattığım sen, yasakladı sana dokunmamı…
Sana düşman bir sen var içimde…. seni senİle savaştıryorum, olan bana oluyor… Tam olarak hatırlamıyorum ama uzun zaman önce bir yerden duymuştum bu sözü, “HANİ RUHLARIMIZ ÖPÜŞÜR YA? BAŞKASINDAYKEN AĞZIMIZ…” şu an varlığınla yokluğunun tezatını bu şekilde tanımlıyorum, seni senle savaştırırken mağlup olan yüreğime… Birkaç ay geçtikten sonra, daha anlaşılır bir tanım bulabilirim elbet ama şimdi gerçek olan bu;
RUHLARIMIZ ÖPÜŞÜYOR SEVGİLİM…Gidişin beni yaralamadı, aksine daha bir sevilir hale geldin…
Varlığındaki seni, yokluğundaki sen kadar sevemezdim… “Keşke sen yanımda oslaydın, keşke bir şeyler yapıp da seninle zamanı durdursaydık” diye hayıflanmıyorum artık….. Her ne kadar adı konmasa da bir kopuşun, her ne kadar vazgeçmeyi beceremesek de, ayrılık ihtiyaçtandı bu hikayede..Yazık! son sözü zaman söyleyecek..Yazık!bu sefer hayatın acımasız akışına bıraktık aşkı…Ben senden kalan ayrılığa bile yas tutamıyorum adam gibi! Bunu engelleyen senin varlığın… ben bunca zaman yokluğundaki senle hayatı paylaşsaydım ve böyle bir senle ayrılığı yaşasaydım, hiçbir şiir kolay kolay hayata döndüremezdi beni… işte bu kadar güzeldir senin yokluğun… işte bu kadar ayrılığına üzülmemi engelliyor varlığın…..
Van da meydana gelen depremde kayıp kişileri arama yada kayıp olan kişiler hakkında bilgi alışverişinde bulunabileceğiniz google alt yapısını kullanan sistem aktif durumdadır. aşağıda yer alan ilgili alandan bu işlemleri gerçekleştirebilirsiniz.
geçenlerde ingilizce seslendirmeli çizgi filmler aramak istedim hemen google da cartoon network videos ve Watch Cartoons şeklinde bir arama yaptım. Karşıma bir site geldi içerik olarak ve site olarak çok gösterişli bir siteydi. çeşitli anime ve çizgi filmleri artık buradan çok daha rahat şekilde izleyebiliyorum
Fıstığım biliyorum şuan izmir daha güzel, daha sıcak + yeni bir şehir yeni arkadaşlar vs var ama burada da ben varım unutma beni
seni çook özlediğimi bilmeni istiyorum. Sen izmir de üniversitedeyken ben tek başıma napcam buralarda hiç bilmiyorum. Ama şunu anladım ki sensiz geçen günler zor olacak hatta zaman belkide hiç geçmiyecek. Benim acilen buna en kısa sürede bir çözüm bulmam gerekiyor
Sensiz kaldığım anlardan birini yaşıyorum şuan yine. zaman bir türlü geçmek bilmiyor. Hep aklımdasın bitanem. uyurken , uyanırken, yemek yerken, film izlerken yani kısacası her anımda sen varsın
şunu anladım ki sensiz kaldığım anlar en kötü anlardan biriymiş ne zaman geçmek biliyor nede yaptığım işlerden bir zevk alabiliyorum. Yemeklerin bile tadı tuzu kaçtı be
gel artık özledim ben seni